Skip to content
Article14 October 2026

Çalışanların Ses Kaydı Alması

Çalışanların karşı tarafın bilgisi ve açık rızası olmaksızın ses kaydı alması; ceza hukuku ve KVKK bakımından hem çalışan hem şirket açısından sorumluluk doğurabilir. Riskin kaydın alınmasından değil, sonrasında nasıl yönetildiğinden kaynaklandığına dair bilgi notu.

Ekranında ses dalgası görünen akıllı telefon

Çalışanların telefon görüşmeleri sırasında karşı tarafın bilgisi ve açık rızası olmaksızın ses kaydı alması, hukuken ciddi riskler barındıran bir durumdur. Bu riskler yalnızca kaydı alan çalışanla sınırlı kalmayıp, somut olayın özelliklerine bağlı olarak şirket açısından da sorumluluk doğurabilecek niteliktedir. Özellikle şirketin, ses kayıtlarının şirket kayıtlarına alınıp alınmadığı, durum öğrenildikten sonra ne şekilde reaksiyon verildiği, çalışanlara bu hususta gerekli eğitim ve yönergelerin verilip verilmediği gibi hususlar önem taşımaktadır.

Ceza Hukuku bakımından değerlendirildiğinde, rıza dışı ses kaydı alınması; kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kayda alınması ve özel hayatın gizliliğinin ihlali kapsamında değerlendirilebilmekte, kaydın üçüncü kişilerle paylaşılması halinde ise ayrıca hukuka aykırı ifşa suçunu gündeme getirebilmektedir. Özellikle kayıtların paylaşılması, risk seviyesini belirgin şekilde artırmaktadır. Yargıtay uygulamasında da bu tür kayıtların ancak çok istisnai ve zorunlu durumlarda, örneğin başka şekilde delil elde etmenin mümkün olmadığı ani gelişen hallerde tartışılabildiği; bunun dışında genel ve süreklilik arz eden bir uygulama olarak kabul edilmediği görülmektedir.

Konu, kişisel verilerin korunması mevzuatı kapsamında ayrıca ve daha geniş bir risk alanı yaratmaktadır. Ses kaydı kişisel veri niteliğinde olduğundan, yalnızca kaydın alınması değil; kaydın saklanması, şirket içinde dolaşıma sokulması, e-posta veya mesajlaşma uygulamaları aracılığıyla paylaşılması ya da üçüncü kişilere aktarılması da hukuki sonuçlar doğurur.

Bu çerçevede, ilgili kişilere usulüne uygun bir aydınlatma yapılmamış olması halinde aydınlatma yükümlülüğünün ihlali gündeme gelebilecektir. Bu ihlal bakımından 2026 yılı itibarıyla uygulanabilecek idari para cezası yaklaşık 85.000 TL – 1.700.000 TL aralığındadır.

Bunun yanı sıra, kayıtların kontrolsüz şekilde saklanması veya paylaşılması durumunda veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerin ihlal edildiği yönünde değerlendirmeler yapılması mümkündür. Özellikle kayıtların şirket içinde yayılması, kişisel cihazlarda tutulması veya üçüncü kişilere aktarılması, şirketin veri güvenliği ve iç kontrol mekanizmalarının yetersiz olduğu iddialarını güçlendirebilecektir. Bu tür durumlarda, KVKK m.12 kapsamında uygulanabilecek idari para cezalarının 2026 yılı itibarıyla yaklaşık 256.000 TL – 17.000.000 TL seviyelerine kadar çıkabilmektedir.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, riskin yalnızca kaydın alınmasından değil; bu kayıtların sonrasında nasıl yönetildiğinden kaynaklandığıdır. Kayıtların kimler tarafından tutulduğu, kimlerle paylaşıldığı, şirket sistemlerine aktarılıp aktarılmadığı veya kişisel cihazlarda saklanıp saklanmadığı gibi unsurlar, KVKK bakımından yapılacak değerlendirmede belirleyici olacaktır. Bu tür durumlarda, Kurul nezdinde yapılabilecek başvurular kapsamında idari para cezaları, inceleme süreçleri ve ilave uyum yükümlülükleri gündeme gelebilir.

Bunun yanında, kayda konu olan kişiler tarafından savcılığa başvurulması, KVKK kapsamında şikayet yoluna gidilmesi ve maddi/manevi tazminat taleplerinde bulunulması da ihtimal dahilindedir. Özellikle kayıtların paylaşılması halinde bu tür taleplerin daha güçlü şekilde ileri sürülmesi söz konusu olabilecektir.

Konunun bir diğer önemli boyutu ise itibar ve ticari ilişkilere etkisidir. Bu tür uygulamalar, müşteri, tedarikçi ve iş ortakları nezdinde güven ilişkisinin zedelenmesine ve şirketin uyum yaklaşımının sorgulanmasına yol açabilir. Bu nedenle mesele yalnızca bireysel çalışan davranışı olarak değil, aynı zamanda kurumsal risk yönetimi ve uyum perspektifi çerçevesinde ele alınmalıdır.

Bu çerçevede, böyle bir durumla karşılaşılması halinde uygulamanın gecikmeksizin durdurulması, mevcut kayıtların kapsamının ve dolaşımının tespit edilmesi ve kayıtların daha fazla yayılmasının önlenmesi önem arz etmektedir.